1. 4
    Soru soruldu Felsefe Siyaset 2 ay önce

    Demokrasi neden kutsaldır?

    Dog Stevens
    Ünvan yok

Demokrasiyi kutsal görme durumumuz nereden ileri geliyor bunu tartışmaya açmak istiyorum.

Demokrasi, demokrasinin beşiği antik yunanda bile kutsal bir şey olarak görülmüyordu, o günden bugüne gelene dek daha eleştirilebilir, dokunulabilir bir kavramdı. Fakat günümüzde müthiş bir dokunulmazlığı var sanki. Sağcısından solcusuna, marksistinden liberaline, anarşistine kadar herkes bu kavrama sarılıyor tuhaf bir şekilde.

Halbuki Platon, Aristoteles, Machiavelli vb. bir çok düşünür demokrasiyi belli noktalarda eleştirmiş. Mesela Aristoteles Politika'sında demokrasinin tiranlıkla birlikte en kötü iki yönetim biçiminden biri olduğunu söylüyor.

Ben de mevcut demokrasilerin bir çeşit oligarşi olduklarını düşünüyorum.

Siz ne dersiniz, demokrasi kutsal mıdır yoksa modern bir dogmadan mı ibarettir? Neden öyledir/değildir?

not: konu güncel siyasetle değil siyaset felsefesiyle ilgilidir. yazarın fetöyle bir ilişkisi bulunmamaktadır.

7 yanıt
  1. 2
    Erkin Emre
    Ünvan yok · 2 ay önce

    Kutsal olmasa da seçenekler arasında en iyi şık olduğu için bu kadar göklere çıkarılması. Örneğin şu anda komünler halinde yaşamamız ne kadar mümkün ? Ya da şöyle de düşünebiliriz daha 1800 lerde tek sınıfın ya da mutlak monarşinin yönetimde olmadığı ne kadar toprak vardı? Daha geçen yüzyıl ırkçı hükümetler devasa oy rakamlarıyla seçilmedi mi? Soykırımlar olmadı mı?
    Çok çok uzak olmayan geçmişe bakarak adaletli ve eşit günlere daha da yakın olmak adına yeni edindiğimiz bir kavram olan demokrasi, kutsaldır denemese de eldeki en iyi seçenektir derim.

    1. 1
      Daha geçen yüzyıl ırkçı hükümetler devasa oy rakamlarıyla seçilmedi mi? Soykırımlar olmadı mı?Aynen dediğiniz gibi demokrasi böyle sonuçlara da yol açtı. Bu durumda demokrasi eldeki en iyi seçenek demek için yeterli argümanımız var mı?
      Daha geçen yüzyıl ırkçı hükümetler devasa oy rakamlarıyla seçilmedi mi? Soykırımlar olmadı mı?

      Aynen dediğiniz gibi demokrasi böyle sonuçlara da yol açtı. Bu durumda demokrasi eldeki en iyi seçenek demek için yeterli argümanımız var mı?

  2. 2
    Bar Halkinov
    Ünvan yok · 2 ay önce

    Demokrasi, şu an demokrasiyle yönetilen bir toplumda yaşadığımız için bizce kutsal kabul ediliyor. Farklı bir yönetim biçimi altında bulunsaydık muhtemelen onu da böyle görecektik. Nitekim her sistem, kendisini haklılandırmak için ideolojisini de inşa eder.

    Demokrasinin gerçek anlamda bir dokunulmazlığı yok. Bu kavramı sorgulayan bir çok düşünür var. Bu eleştirilerden en ciddisi bence Oligarşinin Tunç Yasası kavramını ortaya atan Robert Michels'inki. Soru sahibi de buna benzer bir görüş belirtmiş.

    Michels'e göre biçimi ne olursa olsun her yönetim biçimi oligarşiye eğilimlidir. Dolayısıyla sadece demokrasiye yönelik değil tüm yönetim biçimlerine yönelik bir tespit bu. Yönetilme eğilimde olan halk kitlesi her zaman bir yöneticiler sınıfını oluşturur. Bu yönetici sınıf kendi çıkarlarına öncelik verir hale gelir ve iktidarını korumaya ve sağlamlaştırmaya çalışır. Ayrıca gücün ve propaganda olanaklarının merkezileşmesi de bu durumu desteklemektedir. Bu sebeple toplumlarda oligarşiye yönelik doğal bir eğilim vardır. En "halkçı" iktidarlarda bile bu durum böyledir.

    Bu tespitlerin gerçekten doğruluk payı var. Demokrasi değil ama halkçılık bağlamında bir örnek vereyim. Ezilen sınıfların kurtuluş savaşını verdiğini iddia eden komünistler, bu kurtuluşun işçi sınıfına "önderlik" eden bir "bilinçli" yapıyla sağlanabileceğini söylerler. 1917'de Rusya'da işçi ve köylü sınıfının müthiş desteğiyle Bolşevik Parti devrimle iktidara geldi. Hatta parti kadrolarında bir çok işçi ve köylü vardı. Fakat iktidar Bolşeviklerin eline geçince parti politikalarında ciddi değişiklikler görüldü. Öncelikle rakip sayılabilecek tüm siyasi oluşumlar (Menşevikler, Mahnovsçina vb.) şiddet kullanılarak devredışı bırakıldı. Bizzat işçi ve köylü sınıflarına baskı uygulandı: ağır vergiler toplandı, serbest ticaret yasağı getirildi ve fabrikalarda verimliliğin artması için fordist yöntemler devreye sokuldu. Ülke genelinde kıtlık yaşanırken parti yöneticileri gayet müreffeh şekilde yaşamlarını sürdürmekteydiler. Partinin bu haksız uygulamalarına parti içinden sesler yükseldi (örn. sol komünistler). Fakat aykırı tüm sesler ya susturuldu, ya sürgün edildi ya da öldürüldüler. Bu şekilde Bolşevik Partisi, "devrimin lokomotifi" olarak kendisini gördüğü için, varlığını korumak adına ilkelerinden vazgeçti.

  3. 1
    Deidara
    demolition expert · 2 ay önce

    Demokrasi için genelde dogmaları yıkar anlayışı var diye düşünüyorum. Bu yüzden kendisi de bir dogmaya dönüşüyor olması soruya cevap.

  4. 1
    Turambar
    Ünvan yok · 2 ay önce

    Kutsal doğru bir kelime değil sanırım ama, doğru/iyi/güzel olan herkesin kendisi hakkındaki kararları alabilmesi. Çünkü bu özgürlükle doğrudan ilişkili ve özgürlük de hem ahlakın hem insanın kendisini gerçekleştirebilmesinin ön koşulu.

    Dolayısıyla toplum hakkında karar verecek olan mekanizmanın yine doğrudan yollarla topluma dayanmasının ahlaki olarak daha üstün olduğunu söylemenin mümkün olduğunu düşünüyorum.

    Buradaki diğer bir sorun, insan medeniyetinin akıl almaz başarısının iş bölümü ve uzmanlaşmaya,dolayısıyla da büyük grupların bir arada yaşamasına bağlı olması. Mesela büyük gruplar halinde yaşayabilmemiz sayesinde üretim fazlasıyla hayatını sürdüren bir kısım ayrıcalıklının bilim, sanat, felsefe vb. uğraşlarla iştigal edebilmesi mümkün olabiliyor.

    Sorun bu ikinci nimetin, herkesin kendisi hakkındaki nihai kararı alabilmesine engel olan niteliği. Çünkü bir arada yaşamanın doğal gereği, herkesin belirli ölçüde sınırlandırılması ve kurallandırılması. Yani kendisi dışında bir irade tarafından belirlenmesi.

    İşte temel gerilim burada şekilleniyor bence. Yani hem bir arada olmanın nimetlerinden istifa etmek istiyoruz, toplum olarak yaşamaktan vazgeçemiyoruz, hem de herkesin kurallandırılmasından ve çerçevelendirilmesinden ahlaken huzursuz oluyoruz. Bu gerilimi aşmak için herkesi kurallandıracak olan iradenin herkesin ortak iradesi olmasını temin etmeye demokrasi deniyor.

    Ama en doğrudan demokraside bile %45, %55 tarafından alınan bir kararla yeniden sınırlandırılmış olabiliyor.

    Bana kalırsa insan soyunun bir arada yaşaması geri dönülemez bir fenomen. Dolayısıyla en ideal olana, yani herkesin tam özgürlüğüne zeminimiz yok. Ama yönetim teşkilatımızı olabildiğince küçük birimler üzerinden organize edebilirsek en azından herkesin kendisi hakkındaki karar mekanizmalarına daha doğrudan temas edebileceği, dolayısıyla özgürlük katsayısının daha yüksek olabileceği bir toplum kurmamız mümkün.

    Bu kent komiteleri, mahalle meclisleri filan bundan kıymetli.

  5. 1
    Babilbaligi
    Patent Vekili, İnovasyon Danışmanı · 1 ay önce

    Cevap bana kalırsa çok daha basit; daha makul bir öneri olmadığından.

    Demokrasi, sadece muadilleri arasında (bildiğimiz) en iyi tercih o kadar. Daha iyi bir önerisi olan çıkana kadar elbette.

    Demokrasi bir yönetim biçiminden ziyade bir seçim biçimi. Yönetim biraz daha farklı; Hitler demokratik yollarla gelen ama faşist bir yönetim gösterenlere en güzel örnek. Uzun örnekler sayılabilir. Ehm.

    Kana dayalı seçimin yerine geldi, ve kana dayalı seçimden çok daha iyi sonuç verdiği kesin. Bundan daha da iyisi olursa, kimse hayır demez.

  6. 0
    Mustafa Çelik
    Ünvan yok · 2 ay önce

    Demokrasi kutsaldır fakat temsili demokrasi değil. Buna yaklaştığı ölçüde değerlidir ama.