8 yanıt
  1. 6
    camillo
    Ünvan yok · 1 ay önce

    Soruda estetik güzellik dediğimiz şeyin kastetildiğini varsayıyorum [mesela görsel ya da işitsel güzelliğin, ama örneğin ahlaki güzelliğin değil].

    Potansiyellerini taşıması açısından özneden-bağımsız fakat açığa çıkabilmesi açısından özne-iledir yani bağımlıdır. Bu iki bağlamda böyle;

    1. Güzelliğe konu olan niteliklerin [, mesela renk] öznede ya da özne-ile yaratılması bağlamında.
    2. Güzel seçiminin öznenin bilişinde varolan diğer değerlerle doğrudan ilişkili olması bağlamında.

    Açıklamak gerekirse, örneğin bir nesneyi güzel bulmamıza sebep verecek olguları düşünelim. Gök kuşağını veya bir yağlı boya tabloyu renkleri sebebiyle güzel bulabiliriz. Peki "renk", bu nesnelerin kendinde bulunan değerler midir? Yoksa bu değerler onu algılayan öznede mi yaratılmaktadır? Bu tartışma bizi nesnelerin nitelikleri konusuna götürür. John Locke bunu İnsan Anlığı Üzerine Bir Deneme adlı eserinde tartışmıştı ve; şekil, hareket gibi nitelikleri nesnelerin birincil nitelikleri sayarken; renk, tat gibi nitelikleri ikincil nitelikler saymıştı. İkincil nitelikleri nesnelerin kendilerinde bulunan zihnimizde duyum/algılama yaratma potansiyelleri olarak tanımlıyordu; yani bu nesneler ancak ve ancak zihnimizle bir ilişki içerisindeyken bu duyumlara yol açabiliyorlardı; bunlar tam olarak kendilerine ait değildi.

    Bunun böyle olduğunu bugün daha iyi biliyoruz. Örneğin renk algısının insandan insana değişebilmesi bir yana [, örneğin renk körlüğü, sinestezi] farklı hayvan türlerinde tümüyle farklı olduğu biliniyor. Yani aynı fizik olgunun farklı zihinlerle ilişkisi farklı duyumlara yol açıyor.

    Bizim için görünür olan ışığın ışık tayfında ne kadar küçük bir yer kapladığına bakınız. Bizim görebildiğimiz renklerin bir kısmını algılayamayan canlılar olduğu gibi, bunun dışında kalan ışıkların bazılarını görebilen veya farklı bir tarzda algılayan canlılar da bulunmaktadır.

    i3q3fh7rspmfxrwim9xm

    Bu söylenilenlerin ışığında bize renkleri sebebiyle güzel gelen gök kuşağının veya bir tablonun güzelliğinin, bizim zihnimizle olan ilişkisi esnasında ortaya çıktığı fikri; nesnenin bu güzelliğe tek taraflı olarak sahip olması fikrinden daha inandırıcı görünmektedir. Çünkü sözkonusu güzelliğin açığa çıkabilmesi için onu güzel olarak algılayabilecek bir öznenin varlığı zorunludur. Dahası aynı nesneyi çirkin olarak algılayacak farklı bir zihinsel yapı da diğeriyle birlikte mümkün olabilirdi.

    *

    Diğer bir nokta ise bir şeyi güzel bulmamızın çoğu zaman zihnimizdeki diğer şeylerle [hafıza, ahlak hatta sağlık gibi] ilişkili oluşudur. Bu noktada nesnelerin/olguların insanların zihinlerinde yarattığı duyumsamalar aynı olmasına rağmen onların neden farklı farklı şeyleri güzel bulduklarını anlayabiliriz. Bu, algılanan nesnenin çağrıştırdığı ve ilişkide bulunduğu tüm değerlerin kişinin zihninde değerli/iyi/güzel olup-olmamasıyla bağlantılı, aynı zamanda nörolojik süreçlerin de olaya dahil olduğu daha karmaşık ve kolektif bir süreç sanırım. Bence olay buradan Kant'a ve Alman romantizmine, oradan da Tanrı'ya çıkıyor.

  2. 2
    felsefe
    Ünvan yok · 1 ay önce

    Bu soruyu cevaplarken ilk önce değer nedir diye kendime sorarım. Ki bu soruyu daha önce çok kez sormuş birisi olarak değer dediğimiz şeyin özneye yani insana bağlı olduğunu kabul etmişimdir. Toplumların kültürlerinin nasıl değiştiğini tarihe bakarak görebiliriz. Yitip giden değerlerimiz vardır, ancak bunlar neden şimdi geçerli değil diye sorduğumuzda karşımıza çıkan cevabın zaman olduğunu fark ederiz. Güzellik algımız da zaman için de değişir. Şöyle varsaysak. Aynayla hiç tanışmamış, kendimizi hiç görmemişiz. Kendimizi ruhumuzla algılayıp ruhumuzun güzel olduğunu pekala söyleyebiliriz. Fakat dış görünüşümün güzelliğinden bahsedemem. Yani ortada bir güzellik var ise bile ben buna ulaşamadığım takdirde güzellik değerini gerçekleştiremeyecektir. Çünkü değer özneye aittir. Değer özneye ait olduğu için güzellik ondan bağımsız olamaz.

  3. 2
    Ayşe
    Ünvan yok · 1 ay önce

    bence güzellik retinamıza düşen resim değil bizde yarattığı duygudur.

  4. 1
    Yazanadam
    Ünvan yok · 1 ay önce

    Güzellik bakanın gozundedır diye bir laf var, iste ben buna inanıyorum

  5. 1
    Sinem Pektemek
    Teknik Ressam · 1 ay önce

    Özne ile nesne arasında bir ilişki olduğu kesin yani bağımsız bir değer değildir. Ama neden güzel olduğu düşünülen bazı şeylerde insanlar hem fikir oluyor? Bu kişilerin karakterleri birbirine benzer diyebilir miyiz?

    1. 1
      Bu kişilerin karakterleri birbirine benzemese de aynı nesne için güzel diyebiliyorlarsa araya o nesnenin tanıtımını yapan güzel olduğunu empoze eden çağımız aracıları olan reklamcılar ve algı yöneticileri girdiği içindir. Mesela beğenmediğiniz bir ürün ay...

      Bu kişilerin karakterleri birbirine benzemese de aynı nesne için güzel diyebiliyorlarsa araya o nesnenin tanıtımını yapan güzel olduğunu empoze eden çağımız aracıları olan reklamcılar ve algı yöneticileri girdiği içindir. Mesela beğenmediğiniz bir ürün aylarca reklamı yapılarak sizde ilgi uyandırabilir ve en nihayetinde o ürünü güzel de bulabilirsiniz sonunda. Bu bir insan güzelliği için de geçerlidir. 50 yıl öncesinin güzellik anlayışının şu anda değişip farklı olmasının da reklam ve tanıtımlarla ilgisi vardır.

    2. 0

      Evet bu açıdan bakıldığında da mantıklı oluyor. Biz farkında olmadan algımız manipüle edilebiliyor sonuçta.

  6. 0
    Ulaş
    Yazılım Geliştirici · 1 ay önce

    Aslinda guzel olanda cirkin olanda bellidir, sadece kisi kendisine yukledigi, asiladigi inanç ve degerlerle guzeli cirkin, cirkini guzel gorebilir.